Kıdem tazminatı, işçinin iş güvencesi açısından en önemli haklardan biridir. 4857 sayılıTürk İş Kanunu’na göre, aynı işyerinde en az 1 yıl çalışmış olan işçi, belirli şartlar altında kıdem tazminatına hak kazanır. İş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshi, askerlik nedeniyle ayrılma, emeklilik, kadın işçinin evlilikten sonraki 1 yıl içinde işten ayrılması gibi durumlarda kıdem tazminatı ödenir. Hesaplama, çalışılan süre ve brüt ücret üzerinden yapılır. Afyon ve çevresinde kıdem tazminatı davalarında uzman avukat desteği almak, sürecin doğru yönetilmesi için kritik öneme sahiptir.
Kıdem tazminatı, işçinin iş güvencesi açısından en önemli haklardan biridir. 4857 sayılıTürk İş Kanunu’na göre, aynı işyerinde en az 1 yıl çalışmış olan işçi, belirli şartlar altında kıdem tazminatına hak kazanır. İş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshi, askerlik nedeniyle ayrılma, emeklilik, kadın işçinin evlilikten sonraki 1 yıl içinde işten ayrılması gibi durumlarda kıdem tazminatı ödenir. Hesaplama, çalışılan süre ve brüt ücret üzerinden yapılır. Afyon ve çevresinde kıdem tazminatı davalarında uzman avukat desteği almak, sürecin doğru yönetilmesi için kritik öneme sahiptir.
Fazla mesai, işçinin haftalık 45 saati aşan çalışmalarında doğan en temel işçi alacaklarından biridir. İşveren fazla mesai ücretini ödemediğinde, işçi öncelikle bordro ve tanık beyanlarıyla fazla çalışmayı ispatlayabilir. Bu durumda iş mahkemesinde dava açarak alacaklarını talep etme hakkına sahiptir. Fazla mesai ücretleri, brüt ücret üzerinden hesaplanır ve her saat için yüzde elli zamlı ödenmelidir. Afyon ve çevresinde işçi alacakları davalarında uzman avukat desteği almak, sürecin hızlı ve doğru şekilde ilerlemesi için kritik öneme sahiptir.
İş davalarında arabuluculuk süreci, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan çözülmesini amaçlar. İşçi, fazla mesai ve yıllık izin alacaklarını talep ederken öncelikle noter aracılığıyla ihtarname göndermelidir. Bu ihtarnamede; işyerinde çalışılan süre, ödenmeyen fazla mesai saatleri, kullanılmayan yıllık izin günleri ve talep edilen tutar açıkça belirtilmelidir. Ayrıca, işverenin ödeme yapması için makul bir süre tanınmalı ve aksi halde arabuluculuk başvurusu yapılacağı ifade edilmelidir. İhtarname, işçinin haklarını somut delillerle ortaya koyması açısından kritik öneme sahiptir. Arabuluculuk sürecinde bu ihtarnameler, işçinin taleplerini güçlendirir ve dava aşamasında delil olarak kullanılabilir. Afyon ve çevresinde işçi alacakları davalarında uzman avukat desteği almak, sürecin doğru yönetilmesi ve hak kaybı yaşanmaması için büyük önem taşır.
İş kazaları, işçinin sağlığını doğrudan etkileyen ve işverenin sorumluluğunu gündeme getiren en önemli iş hukuku konularındandır. 4857 sayılı İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre, işverenin temel yükümlülüğü işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak ve çalışanları korumaktır. İşveren bu yükümlülüğü yerine getirmezse, işçi hem tazminat davası açabilir hem de SGK aracılığıyla iş kazası bildirimi yaparak geçici iş göremezlik ödeneği alabilir. Ayrıca, işverenin kusuru oranında maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. İş kazası sonrası süreçte, işçinin haklarını koruyabilmesi için kazanın derhal tutanak altına alınması, tanık beyanlarının toplanması ve sağlık raporlarının dosyaya eklenmesi kritik öneme sahiptir. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması, işveren açısından ciddi hukuki ve cezai sorumluluk doğurur.
Meslek hastalıklarında en kritik aşama, hastalığın işten kaynaklandığının ispatıdır. Türk Sosyal Güvenlik mevzuatına göre, işçi meslek hastalığını SGK’ya bildirerek süreci başlatır. İspat için öncelikle işyeri ortamı ve çalışma koşullarına ilişkin belgeler, işyeri hekim raporları, sağlık kurulu raporları ve tanık beyanları kullanılır. Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan meslek hastalıkları listesi ile işçinin hastalığı arasında doğrudan bağlantı kurulması gerekir.
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alıp almadığı da sürecin seyrini etkiler. İşçi, hastalığın işyeri koşullarından kaynaklandığını kanıtladığında, SGK tarafından meslek hastalığı sigortası kapsamında tazminat ve gelir bağlanması mümkündür. Afyon ve çevresinde meslek hastalıkları davalarında uzman avukat desteği almak, delillerin doğru toplanması ve hak kaybının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
Yargıtay, mobbing davalarında sistematik, süreklilik arz eden ve işçinin kişilik haklarını zedeleyen davranışları mobbing olarak kabul etmektedir. İşçiye yönelik sürekli psikolojik baskı ve doktor raporlarıyla belgelenen ruhsal yıpranma, mobbing olarak değerlendirilmiş ve işçinin kıdem tazminatı ile manevi tazminat talebi kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu mobbingin tanımını; işveren veya diğer çalışanlar tarafından bir çalışana yönelik tekrarlayan, olumsuz ve sistematik davranışlar bütünü olarak yapmıştır. Bu davranışlar arasında sürekli eleştirme, görmezden gelme, iletişimden dışlama ve mesleki itibarı zedeleme yer almaktadır.
Bu durumda işçi nezdinde haklı nedenle fesih yapılarak kıdem tazminatı talep edilebilir ve ayrıca manevi tazminat için de dava açılabilir.
Uyuşturucu ticareti suçlamasıyla yürütülen cezai soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde vatandaşların sahip olduğu haklar, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile güvence altına alınmıştır. Bu kapsamda:
Şüpheli veya sanık, soruşturmanın her aşamasında avukat yardımından yararlanma hakkına sahiptir.
Kişi, kendisini suçlayacak beyanda bulunmaya zorlanamaz.
“Üst araması, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve ilgili mevzuat çerçevesinde yalnızca belirli şartlar altında yapılabilir. Hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirildiğini iddia ediyorsanız şu hususlar önemlidir:
Üst araması kural olarak hâkim kararıyla yapılır. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle de gerçekleştirilebilir. Arama sırasında kişiye hakları bildirilmelidir. Arama işlemi mümkünse aynı cinsiyetten görevli tarafından yapılmalıdır.
Hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen deliller, Anayasa’nın 38. maddesi ve CMK’nın ilgili hükümleri gereği mahkemede geçersiz sayılabilir.
Başvuru Yolları:
a) Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyet dilekçesi verilebilir.
b)Kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulabilir.
c)Hukuka aykırı elde edilen delillerin yargılamada kullanılmaması için mahkemeye itiraz edilebilir.
Çevrimiçi platformlarda yapılan hakaretler, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında suç teşkil eder. 25 Aralık 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 11. Yargı Paketi (7571 sayılı Kanun) ile bu suçun işlenişine dair önemli değişiklikler yapılmıştır.
5237 sayılı TCK 125/3-a (kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret) hariç olmak üzere tüm hakaret suçları ön ödeme kapsamına alınmıştır. Bu sistem vasıtasıyla hakaret suçlarında fail, mağdura değil devlete belirlenen tutarı ödeyerek açılmış olan dosyayı tabiri caizse kapatabilmektedir. Bu düzenleme ile mağdurun haklarının daha etkin korunması ve sürecin hızlanması amaçlıyor.
Online oyunlarda tehdit veya şantaj, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında suç teşkil eder. Özellikle:
A.Tehdit Suçu (TCK m.106): Bir kişinin hayatına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına yönelik korkutma amacıyla yapılan tehditler cezai yaptırıma tabidir.
B. Şantaj Suçu (TCK m.107): Kişinin bir hakkını kullanmaya zorlanması veya özel bilgilerini açıklamakla tehdit edilmesi şantaj suçunu oluşturur.
Bu durumda, suçun mağduru olarak:
1-) Oyun içi mesajların ekran görüntülerini alın. Kullanıcı adı, tarih ve saat bilgilerini kaydedin. Mümkünse platformun sağladığı raporlama araçlarını kullanın.
2-) Cumhuriyet Savcılığı’na avukatınız aracılığıyla dilekçe ile başvurabilirsiniz. Ayrıca bu suçlar için Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na başvuru yapılabilir.
“Online hesapların çalınması, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında bilişim suçları arasında değerlendirilir. Bu tür eylemler, hem haksız erişim hem de kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması suçlarını oluşturabilir.
İzlenebilecek adımlar:
1-)Hesabınızın çalındığını gösteren ekran görüntüleri, e-posta bildirimleri ve giriş denemeleri kayıt altına alınmalıdır.
2-)Sosyal medya veya oyun sağlayıcısına durumu derhal bildirerek hesabın güvenliğini sağlamaya çalışın.
3-) Cumhuriyet Savcılığı’na başvurarak bilişim suçları kapsamında şikâyet dilekçesi verilebilir.
“Anlattığınız senaryoda, haksız menfaat sağlamak amacıyla kurulan sahte platform, güven kurumlarını (SPK lisansı izlenimi, e-Devlet benzeri arayüz) kötüye kullanarak sistemli şekilde aldatma yapıyor. Banka hesapları üzerinden katmanlı para transferleri ve ‘komisyon/vergi’ bahanesiyle tekrar eden tahsilatlar söz konusu. Bu çerçeve, somut durumun özelliklerine göre TCK’da yer alan dolandırıcılık suçunun nitelikli hâllerini gündeme getirebilir.
Yapılması gerekenler ise özetle:
1-) Site/panel ekran görüntüleri, URL’ler, tarih-saat damgası.
2-) Gönderilen tüm dekontlar, IBAN bilgileri, açıklama notları.
3-) SMS/e-posta yazışmaları, çağrı kayıt dökümleri, sosyal medya reklam ekran görüntüleri.
4-) Kimlik görseli yüklediyseniz tam listesi ve yüklendiği sayfaların görüntüsü.
5-) Bankanızdan işlem dökümü, karşı hesap sahipliği ve MASAK bildirim süreçleri hakkında yazılı bilgi talebi.
6-) Transferlerde aracı kullanılan ödeme hizmeti sağlayıcıları varsa kayıtları toplayın.
7-) Banka ve ilgili platformlara hesabınızın risk altında olduğuna dair acil güvenlik uyarısı (şifre/2FA değişimi, hesap dondurma). Kimlik bilgileriniz sızdıysa, kimlik yenileme ve olası kötüye kullanım için resmi uyarı süreçlerini başlatın.
Başvuru Yolları Açısından:
1-)Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusu: Olayı kronolojik anlatımla, tüm delil ekleriyle birlikte sunun.
2-) Emniyet Siber Suçlar birimi: Web sitesi alan adı, sunucu bilgileri, sosyal medya reklam linkleri ve IBAN zinciri ile başvuru.
3-) Platform şikâyeti: Sosyal medya ve reklam mecralarında içerik kaldırma ve hesap kapatma talepleri.
4-) Hesap güvenliği/KVKK: Kişisel verilerinizin hukuka aykırı işlendiği şüphesi varsa ilgili veri sorumlularına başvuru ve gerekirse Kuruma şikâyet.
Öneriler:
1-) “Vergi/komisyon/teminat” bahanesi dolandırıcılıkta tipik baskı yöntemidir.
2-) Faille mesajlaşmayı durdurun; delilleri silmeyin.
3-) Banka, savcılık ve avukatınızla eşgüdümlü ilerleyin; mükerrer beyanlardan kaçının.
4-) E-Devlet veya resmi kurum görüntüsüne benzer sayfalara kimlik yüklemeyin; şüpheli ise derhal avukatınıza danışın.
Hatır taşımacılığında, zorunlu trafik sigortasına istinaden sigorta şirketi (ZMSS) kural olarak sorumludur; sigortacının sorumluluğu tamamen kalkmaz. Ancak hatır taşımacılığı, tazminatta hakkaniyet indirimi (misafir yolcunun rizikoyu bir ölçüde üstlenmesi) gerekçesiyle bir indirim yapılmasına yol açabilir. İndirimin oranı olaya, kusur dağılımına ve yolcunun konumuna göre somut değerlendirilir; otomatik veya sabit bir oran yoktur.
ZMSS (Trafik Sigortası), üçüncü kişilere verilen bedensel/maddi zararı poliçe limitleri dahilinde karşılar; hatır taşıması teminat dışında kalan bir sebep olarak görülmez. Bu sebeple; Kusur oranları, taşımanın niteliği, riskin gönüllü üstlenilmesi, yaralanmanın ağırlığı gibi unsurlar baz alınarak bir hakkaniyet indirimi söz konusu olabilir.
Araç değer kaybı, onarım sonrası aracın piyasa değerindeki kalıcı düşüşe yöneliktir ve kusurlu tarafın ZMSS’sinden talep edilir. Hesaplama; aracın yaşı, kilometresi, önceki hasar geçmişi, hasarın konumu/şiddeti ve parça/işçilik kalitesini dikkate alır. Tamir görmüş ağır yapısal hasarlar (şasi, podye, direk) değer kaybını artırır; kozmetik hasarlarda düşüş sınırlıdır.
Genel olarak 2 yıl (öğrenmeden itibaren) ve 10 yıl (olaydan itibaren) zamanaşımı sınırları gözetilir.
Gerekli olan belgeler ise:
- Kaza tutanağı ve kusur dağılımını gösterir belge.
-Eksper raporu, fotoğraflar, servis faturaları (parça/işçilik) (Hasar onarım dosyası gibi).
-Kilometre/hasar geçmişi (SBM sorguları).
Ticari araçlarda mahrumiyet bedeli, aracın kazadan dolayı makul onarım süresince kullanılamamasından doğan ekonomik kaybın telafisidir. Talep; kusurlu tarafın ZMSS’sine veya haksız fiil sorumlularına yöneltilir. İspat, somut ve ölçülebilir verilerle yapılmalıdır.
Ticari aracın tipine göre kiralama emsali veya günlük ciro/profit verilerine ilişkin kullanım kaybının tespiti önem arz etmektedir. Fiili ve makul onarım süresi; yedek parça temin gecikmeleri belgelenebilirse süreye eklenebilir.
Gerekli olan belgeler ise:
1-) Servis kabul/teslim formları, onarım faturaları, parça sipariş kayıtları.
2-) Faaliyet belgeleri: E-fatura/e-arşiv, irsaliye, rota/iş emri, takograf, sipariş iptal kayıtları.
3-) Piyasa emsali: Benzer aracın günlük kira bedeli araştırması.
Boluptatem accusantium doloremque laudantium totam rem aperiam eaqpsa quae abillo inventore veritatis et quasi architecto beatae vitae dicta sunt explicabo. Nemo enim ipsam voluptatem quia voluptas sit aspernatur
Kaza tespit tutanağı, olayın ilk anlatımı ve görsel/verisel kaydıdır; tek başına kesin kusur hükmü değildir. Sigorta değerlendirmesi ve SBM kayıtlarında kusur oranına temel alınsa da, sonradan sunulan delillerle değiştirilebilir ve mahkeme bilirkişisi farklı kusur takdiri yapabilir. Dolayısıyla kusur oranı ve ödeme kararlarında başlangıç referansı niteliği taşımaktadır.
İtiraz Yolları:
1-) Sigortaya başvuru: Yeni delillerle kusur oranının yeniden değerlendirilmesini talep edin.
2-) SBM/Değerlendirme: Sistem üzerinden tutanak ve kusur itirazı süreçlerini takip edin.
3-) Mahkeme: Uzlaşma sağlanmazsa bilirkişi incelemesiyle yargısal çözüm.
Deliller:
1-) Olay yeri fotoğraf/video, kamera kayıtları (mobese/site/güvenlik).
2-) Fren, iz, parçacık konumları, ölçüm krokisi.
3-) Tanık beyanları, hız/konum telemetri (varsa).
4-) Yol ve trafik işaretleri, kırmızı ışık/öncelik ihlali kanıtları.
Dikkat edilmesi gereken hususlar:
1-) Sürat, şerit, kavşak öncelikleri net olmalı.
2-) Araç yönleri, darbe noktaları, fren izleri işlenmeli.
3-) Olay saati, hava/zemin koşulları not edilmeli.
4-) Servis fotoğraflarıyla olay yeri fotoğrafları arasında fark varsa açıklayın.
5-) Loglama sebebiyle kamera kayıtları kısa sürede silinebilir; derhal talep edin.
Tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte taşınmazı boşaltmayı taahhüt ettiği yazılı belgedir. Ancak geçerli olabilmesi için bazı şartlar vardır:
1. Geçerlilik Şartları:
a-) Taahhüt, kira sözleşmesinden sonra düzenlenmiş olmalıdır.
b-) Belge, kiracının özgür iradesiyle imzalanmış olmalıdır.
c-) Tarih açık ve net şekilde belirtilmelidir.
2. İcra Takibi Süreci:
a-) Ev sahibi, taahhütnameye dayanarak doğrudan icra takibi başlatabilir.
b-) Kiracı, takibe karşı itiraz edebilir. İtiraz halinde süreç mahkemeye taşınır.
3. Haklarınız Bakımından
a-) Taahhütnamenin geçersiz olduğunu düşünüyorsanız (örneğin kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanmışsa), itiraz dilekçesi sunulabilir.
b-) Özgür iradenizle imzalama işlemini gerçekleştirmemişseniz, imzaya itiraz veya irade fesadı (baskı altında imzalama) iddiasında bulunularak itiraz yoluna gidilebilir.
Kira tespit davası, kira bedelinin piyasa rayicine uygun şekilde artırılması için açılır. Mülk sahibi açısından önemli noktalar:
1. Şartlar:
a-) Kira sözleşmesi devam ediyor olmalı.
b-) Dava, kira döneminin bitiminden en az 30 gün önce açılmalı veya kiracıya yazılı bildirim yapılmalı. Eğer dava yeni dönemin başlamasından sonra açılırsa, mahkeme kararı bir sonraki kira dönemi için geçerli olur. Dava aşamasından önce zorunlu arabuluculuk safhasının gerçekleştirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
c-) Mahkeme, bilirkişi raporu ile taşınmazın bulunduğu bölgedeki emsal kira bedellerini inceler.
d-) Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi. Yani kiralanan ev/işyeri hangi ilçede ise, o yer Sulh Hukuk Mahkemesi yetkilidir.
2. Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
a-) Eğer sözleşmede artış oranı açıkça belirlenmişse (örneğin TÜFE oranında artış), bu hüküm geçerlidir ve mahkeme rayiç bedel tespiti yapmaz.
b-) Ancak artış hükmü belirsiz, fahiş veya kanuna aykırı ise (örneğin %50 sabit artış gibi), mahkeme rayiç bedeli dikkate alır.
c-) Hiç artış hükmü yoksa, kira tespit davası ile rayiç bedel belirlenebilir.
Bu dava türünde bilirkişi tarafından taşınmazın konumu, yaşı, metrekaresi, kullanım amacı ve çevresindeki kira piyasası dikkate alınır.
1. Yasal Mevzuat
a-) Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.315: Kiracı kira bedelini ödemezse, kiraya veren yazılı ihtar ile ödeme için süre verir.
b-) İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.269 vd.: Kiraya veren, kira alacağı için doğrudan ilamsız icra takibi başlatabilir.
2. Yasal Süreç
a-) Kiraya veren, kiracıya yazılı ihtar gönderir. En az 30 gün süre tanınır.
b-) Kiraya veren, kira alacağı için icra dairesine başvurur. Kiracıya 7 gün içinde itiraz hakkı tanınır.
c-) Kiracı ödeme yapmazsa, kiraya veren 15 gün içinde tahliye talebinde bulunabilir.
d-) İtiraz halinde süreç Taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi’ne taşınır.
3. Kiracının Hakları
a-) İtiraz ederek borcun olmadığını veya ödendiğini ileri sürebilir.
b-) İtirazın haksız olduğu anlaşılırsa, tahliye kararı verilir.
4. Dikkat Edilmesi Gerekenler
a-) İhtarnameyi noter aracılığıyla göndermek, sürecin ispatı açısından önemlidir.
b-) Kira sözleşmesi ve ödeme belgeleri dosyaya eklenmelidir.
c-) Tahliye süreci, kira alacağıyla birlikte yürütülerek hem alacak hem tahliye sağlanabilir.
1. Süre Şartları:
a) Yeni malik, taşınmazı satın aldıktan sonra 1 ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapmak zorundadır.
b) Tahliye talebi, satın alma tarihinden itibaren 6 ay sonra fiilen kullanılabilir hale gelir.
c) Bildirim yapılmazsa, tahliye hakkı kaybolmaz ancak süreç uzar ve dava açma imkânı sınırlanır.
2. Başvurular:
a) Noter aracılığıyla kiracıya ihtiyacın açıkça belirtildiği tahliye bildirimi gönderilmelidir.
b) 2023’te yürürlüğe giren düzenlemelerle birlikte, kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabuluculuk zorunludur. Bu nedenle Afyon’da da Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gitmeden önce arabuluculuk başvurusu yapılmalıdır.
c) Taraflar anlaşırsa tahliye protokolü düzenlenir; anlaşma sağlanmazsa dava açılır.
3. Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar:
a) Kiracının ihtarnameye rağmen taşınmazı boşaltmaması halinde, arabuluculuk sonrası dava açılır.
b) Mahkeme, yeni malikin ihtiyacını (konut veya işyeri ihtiyacı) somut delillerle inceler.
c) İhtiyacın gerçek ve samimi olması gerekir; keyfi gerekçeler tahliye sebebi sayılmaz.
