İş kazaları sadece tazminat yükümlülüğü değil, aynı zamanda işveren ve işveren vekilleri için ağır hapis cezalarını içeren cezai sorumluluklar da doğurmaktadır. Türk Ceza Kanunu kapsamında iş kazaları genellikle taksirli suçlar (taksirle öldürme veya yaralama) kapsamında değerlendirilir. TCK’nın 85. maddesi taksirle ölüme, 89. maddesi ise taksirle yaralamaya ilişkin yaptırımları düzenler.
Ceza yargılamasında en kritik nokta kusur tespitidir. İş kazasının oluşumunda işveren, şantiye şefi, ustabaşı veya iş güvenliği uzmanı gibi birçok kişinin farklı düzeylerde sorumluluğu bulunabilir. Kusur tayin edilirken kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, neticenin öngörülebilir olup olmadığı incelenir. Eğer fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen “bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket etmişse bilinçli taksir, neticeyi doğrudan kabullenmişse olası kast hükümleri uygulanır ki bu durum cezayı önemli ölçüde artırır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Soma Maden Kazası’na ilişkin kararında, yüksek yangın riskini bilmesine rağmen üretim zorlaması yapan ve teknik altyapıyı iyileştirmeyen yönetim kurulu üyesinin eyleminin bilinçli taksir olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmederek cezai sorumluluğun sınırlarını çizmiştir.
Yararlanılan Kaynaklar
1-) Özkan, H. (2016). İş Kazalarından Doğan Ceza Sorumluluğunda Kusur Tespiti. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 20(1), 511-572. Şarsel,
2-) Şarsel, Betül Gül. Yargıtay Kararları Işığında İş Kazalarından Doğan Cezai Sorumluluk, 2025, İzmir Barosu Dergisi, 90(2), 271-362.
