Mülkiyet hakkı, T.C. Anayasası’nın 35. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) Ek 1 No’lu Protokolü ile güvence altına alınmış, sahibine eşya üzerinde en geniş yetkileri veren mutlak bir haktır. Ancak idare, kamu yararı gerekçesiyle bu hakkı 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’ndaki usullere riayet ederek sınırlayabilir. Uygulamada idarenin, yasal prosedürleri tamamlamadan veya hiç başlatmadan özel mülkiyete müdahale etmesi, “kamulaştırmasız el atma” sorununu doğurmaktadır.
Fiili ve Hukuki El Atma Ayrımı
Hukuki stratejinizi belirlerken, müdahalenin niteliğini doğru teşhis etmek elzemdir. Fiili el atma, idarenin taşınmaza fiziksel olarak (yol yapımı, tesis inşası, enerji nakil hattı geçirilmesi gibi) müdahale ederek malikin tasarrufunu engellemesidir. Hukuki el atma ise taşınmazın imar planında kamu hizmetine (okul, park, hastane vb.) ayrılmasına rağmen beş yıl içinde kamulaştırılmaması sonucu mülkiyet hakkının özünün kısıtlanmasıdır.
Seçimlik Haklar ve Dava Türleri
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun (YİBGK) yerleşik kararları uyarınca, taşınmazına kamulaştırmasız el atılan müvekkilleriniz için iki temel seçimlik hak mevcuttur.
1-) Müdahalenin Men’i (El Atmanın Önlenmesi):
Malik, taşınmaz üzerindeki haksız işgalin sona erdirilmesini ve taşınmazın eski hale getirilerek kendisine iadesini talep edebilir. Bu dava ayni nitelikte olup herhangi bir zamanaşımına tabi değildir.
2. Bedel Tahsili (Tazminat) Davası:
Malik, fiili durumu kabullenerek taşınmazın mülkiyetini idareye devretmeyi kabul edebilir ve karşılığında taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerini talep edebilir. Bedel tespitinde, 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesindeki kriterler kıyasen uygulanır.
Ayrıca, taşınmazın haksız kullanımı nedeniyle geçmişe dönük beş yıllık ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talep edilmesi de mümkündür.
